HAK-İŞ KADINA ŞİDDETE HAYIR DEDİ

Genel Başkan Mahmut Arslan, “Kadına şiddeti, insana şiddeti ve her türlü canlıya karşı uygulanan şiddeti sadece kadınlarla çözemeyiz. Erkeklerle beraber bu şiddeti ortadan kaldıracağız” dedi.
25 Kasım 2019 15:31

HAK-İŞ Genel Merkezi önünde 25 Kasım 2019 tarihinde, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”nde gerçekleştirilen basın açıklamasına, Genel Başkanımız Mahmut Arslan, HAK-İŞ Kadın Komite Başkanı Fatma Zengin ve Kadın Komite üyeleri, Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın başkan ve yöneticileri, kadın komite üyeleri başta olmak üzere kadını erkeği HAK-İŞ üyeleri ve basın mensupları katıldı.

Genel Başkanı Mahmut Arslan, “HAK-İŞ Kadın Komitesi olarak şiddete karşı bilinç oluşturmak, yeni ve özgün çözümler üzerinde çalışmak ve şiddetin her türlüsünü ortadan kaldırmak konusundaki irademizi kamuoyuyla paylaşmak için 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bir araya geliyoruz” dedi.

Arslan, Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızı geçen yıl başlatmış oldukları kadına yönelik şiddete karşı geliştirdikleri projelerden dolayı tebrik etti.

Arslan, erkeklerin de bu sürece dahil olarak katkı vermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

HAK-İŞ Konfederasyonu ve sendikaları tarafından yapılan projelerin, ortaya konulan çalışmaların ve uygulamaların hepsinin kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasına yönelik HAK-İŞ’in inisiyatifleri ile ortaya çıkarıldığını belirten Arslan, “HAK-İŞ Kadın Komitesi ve Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın kadın komiteleriyle kadınlara yönelik yaptığımız projelerle Türkiye’nin tek yegâne konfederasyonuyuz” diye konuştu.

“Kadına Yönelik Şiddeti Kadınlarla Çözemeyiz”

“Kadına şiddeti, insana şiddeti ve her türlü canlıya karşı uygulanan şiddeti sadece kadınlarla çözemeyiz. Erkeklerle beraber bu şiddeti ortadan kaldıracağız” diyen Arslan,  “Sertçe bağırmak, surat asmak, kaşlarını çatmak, yüksek sesle bağırmak bile şiddet olarak algılanabiliyor. Kadınlarımızın ruhları narin yaratılmıştır. Bu yüzden kadınları iyi anlamak gerekiyor. Şiddeti anlamak için ilk önce kadınları anlamak gerekiyor. Kadınları anlamak ve kadınlara yönelik nelerin şiddet olabileceğini de görmek gerekiyor. Bu yüzden 365 gün bu konu üzerinde çalışmamız gerekiyor” sözlerine yer verdi.

Kadınlara, kadın olmasının ötesinde insan olduğu için değer vermek gerektiğini belirten Arslan, “Bu değeri konuşmalarımızla, davranışlarımızla ve tutumlarımızla da ifade etmemiz gerekiyor. Çalışan kadınların yaşadığı şiddetin ölçüsü ve yoğunluğu çok daha fazla. Sadece sokakta değil, aynı zamanda işyerlerinde de hak etmedikleri şiddete maruz kalıyorlar. Toplumdaki gerginlikler, kutuplaşmalar sokağa ve parlamentoya da yansımış durumda. Parlamentoda milletvekili bir kadına sırf kadın olduğu için bu kadına haddini bildirin diyorlar. Sokakta yürüyen bir kadına sırf kıyafeti yüzünden saldıran başka kadınların olduğunu görüyoruz. Demek ki şiddetin kaynağı sadece erkekler değil. Aynı zamanda şiddeti kullanan kadınların da olduğunu bilmemiz gerekiyor. O yüzden biz insanlığa yönelik gerçekleştirilen şiddete karşı olmalıyız” şeklinde konuştu.

HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin ise Kadın Komitesi tarafından hazırlanan bildiriyi okudu. Bildiride şu görüşlere yer verildi:

“HAK-İŞ Konfederasyonu ve HAK-İŞ Kadın Komitesi olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle bugün burada kadın-erkek hep birlikte şiddetin her türlüsüne ‘HAYIR’ demek için toplanmış bulunuyoruz.

Kadın cinayetlerine, şiddete, istismara, eşitsizliğe, ayrımcılığa, yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı dur demek için buradayız. 

Kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma kadınlara yönelik şiddet olarak kabul edilmektedir. 

Kadına yönelik şiddet maalesef dünyada olduğu gibi ülkemizde de varlığını sürdürmektedir. 

Çocuğunun gözü önünde öldürülen Emine Bulut cinayeti şiddetin ne denli var olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Özellikle parçalanmış ailelerde şiddeti daha net görebilmekteyiz. Öyle ki toplumumuzda gelenekten gelme anlayışla aile içindeki şiddet aile sırrı ve olağan bir durum olarak görülmekte ve gizlenmektedir.

Evdeki şiddet, hangi koşullar altında yaşanırsa yaşansın meşru değildir. Kadına şiddetin bir bahanesi ya da affı yoktur. 

HAK-İŞ olarak kadına yönelik şiddete asla toleransımız yoktur!

Bu çerçevede son dönemde daha da yoğunlaşan çalışmalardan, kamunun, sivil toplum kuruluşlarının, yazılı-görsel-işitsel ve sosyal medyanın bu konuyu kamuoyunun gündeminde tutma konusunda gösterdikleri çabalardan memnuniyet duyuyoruz.

Bu çalışmalar sayesinde geçmişte uğradıkları şiddeti konuşamayan, paylaşamayan, gizli tutan kadınların artık konuştuklarını, resmi makamlara ve sivil toplum kuruluşlarına daha yoğun şekilde başvurduklarını, şikâyette bulunduklarını görüyoruz.

Bu kapsamda, son yıllarda giderek artan kadına şiddet olaylarının önüne geçebilmek amacıyla geliştirilmiş acil müdahale mobil uygulaması KADES’in (Kadın Destek Uygulaması) geliştirilmesinden dolayı büyük memnuniyet duyuyor, Bakanlığımıza ve Emniyet Genel Müdürlüğü’müze teşekkür ediyoruz. 

Diğer taraftan kadına yönelik şiddet konusunda hukuki düzenlemeler yapılırken, bu düzenlemelerin toplumsal değer yargılarıyla örtüşmesi, onlarla çelişmemesi ve toplumsal dokuyu, özellikle de temel yapımız olan ailenin çözülmemesi için azami dikkatin gösterilmesi gereklidir.

Toplumsal yaşamda insanlardan davranış ve hareketlerini, doğru, yerinde, kontrollü, kurallara uygun, nezaket çerçevesinde ve insani değerlere saygılı şekilde kullanmaları beklenir. Ancak bu davranış ve hareketler hoşgörünün ve saygının azalması, eşitsizlik temelli yaklaşımlarla şiddet olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Şiddet kavramı her alanda ortaya çıkmasına karşın daha çok aile ile birlikte anılmaktadır. Aile ve şiddet kavramlarının bir arada kullanılmasını, neredeyse deyim haline gelmesini, kendi toplumumuzun tarihsel kültürü ve yaşam biçimi göz önüne alındığında çok doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyoruz. Bunu söylerken, halen bu anlamda yaşadığımız kimi problemleri görmemezlikten gelme veya öteleme gibi bir mantık yürütmüyoruz. 

Toplumsal ve kültürel değerleri içselleştirmiş bir "aile yapısı" nda asla şiddet diye bir kavram veya olgunun söz konusu olması mümkün değildir. Kimi bireysel ve lokal yaşanmış negatif örneklerden yola çıkarak, bunu genelleştirmek veya toplumun bütününü kapsayan bir hastalık şeklinde sunmak, problemi çözmek yerine daha da derinleştirmek ve pekiştirmek hatta özendirici hale getirmek demektir.

Bugün özellikle medyadaki diziler, şiddeti tetikleyen, teşvik eden ve özendiren bir çizgiyi devam ettirmektedir. Daha buluğ yaşına gelmemiş aile bireylerinin bu dizileri anlamadan seyretmeleri bilinçaltlarına yerleşen şiddetin ileriki yaşlarda daha da kışkırtılmasına ve açığa çıkmasına neden olmaktadır. 

Şiddet kavramının çalışma hayatındaki yansımaları da oldukça yaygındır. Bugün, psikolojik, ekonomik, cinsel, fiziksel ve benzeri şiddet türleri çalışma hayatında sıkça rastlanılan bir durumdur.  

Hem çalışma hayatında hem de toplumsal yaşamda, toplamsal değerlerin yerleştirilmesi, tahkim edilmesi ve yeni değerlerle zenginleştirilmesi için çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Bu anlamda toplum için sorun olan şiddetle mücadele için; 

• Adli ve idari yaptırımların toplumun değer yargılarına uygun olması,

• Şiddeti önleyici olumlu yapıcı değer yargıları oluşturulması, 

• Hoşgörü ve saygı değerlerini güçlendirici eğitimler verilmesi,

• Yeni medya kullanımının toplumsal değerleri koruduğu ve ön planda tutulduğu şekilde tasarlanması,

• Şiddeti özendirici yeni medya yayınlarına engeller konulması,

• Aileyi özendirici ve güçlendirici olumlu kavramlar terimler cümleler oluşturulması,

• Erken çocukluk döneminde doğru kavramların zihinlere aktarımının sağlanması,

•  Aile yapısının bozulması, yıpranması gibi durumlarda verilen psikolojik destek programlarının zorunlu hale getirilmesi, 

• Çalışma yaşamındaki şiddete engel olmak için sivil toplum kuruluşları ve kamunun ortak çalışmalar yapılmasını önemsiyoruz. 

Kadına yönelik şiddete karşı “şiddete sıfır tolerans” yaklaşımı, bir devlet politikası haline gelmelidir. Yapılan çalışmaların daha caydırıcı, daha kapsayıcı ve daha etkili araç ve politikalarla sürdürülmesi gerekmektedir.

HAK-İŞ olarak kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarının kararlılıkla devam etmesi gerektiğine ve bu süreçte tüm kesimlerin sorumluluk alması gerektiğine inanmaktayız. Fıtratta farklılık haklarda eşitlik temelinde bir yaklaşımla şiddete karşı mesafe alabiliriz.

HAK-İŞ Kadın Komitesi olarak toplumun temelinin aile olduğunu görüyor, eğitim, çalıştay, proje ve toplantılarımızı kadın erkek ayırmadan yapıyoruz. Aile toplumun temeli kadın ise en önemli varlığımızdır. 

Bizim inancımız “cennet anaların ayakları altındadır” ifadesiyle kadına anneye çok özel bir değer vermiştir. Toplumsal değerlerimiz bugünümüzün ve geleceğimizin teminatıdır. Şiddeti bertaraf etmede toplumsal değerlerin önemine ve gücüne inanıyoruz.

İnsan onuruna yakışır hayat için özgürlük arayışına sahip çıkmak, en temel yaşam hakkını tahrip eden tüm odaklara karşı dik durmak, insan olarak da kurumlar olarak da sorumluluğumuzdur. HAK-İŞ bu sorumluluğun gereğini yerine getirebilmek için yoğun çalışmalarda bulunmaktadır.

Şiddetin artık hayatımızdan tamamen çıkması için devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve tek tek fertler olarak gelin birlikte mücadele edelim.

Tüm kamuoyuna “Şiddete Sessiz Kalmayın! Şiddete Ortak Olmayın!” diyoruz. 

HAK-İŞ Kadın Komitesi olarak; dün olduğu gibi bugün de; kadınların insan haklarının ihlallerine yol açan her türlü davranışa, tutuma karşı, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelemizi etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

SENDİKA BÜLTENİ

KADINCA BAKIŞ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...